15 Nisan 2007 Pazar

LaEdri


BEN BİR BAŞKASI(MI)DIR:
Bilemem ben kim olduğumu
kocaman bir deryada
hangi kum tanesi ne olduğunu bilebilir ki?
bazen sıcak üzerime yapışır
Boğazımı sıkar
kendini bil der, kendini bil!
Ama korkarım ben sadece
gözlerimi kapatır ve bu sesin kaybolmasını beklerim
ama çöldeki kavurucu rüzgâr gibi şiddetlenir
kanıma toprak dolar
yüzüm arkasını çevirmek ister
o saatlerde korkarım
çünkü ne olduğunu bilmeyen bir ben değilimdir!

La kelimesi Arapçada yok, olmayan manalarına gelir. Edri yazanı, yapanı, söyleyeni belli olmayan anlamına gelir. Lâedri; bilinmeyen, büyüklüğüne rağmen ismi, cismi unutulmuş bilge şair anlamındadır. “Hikmet edrisi”nin ilk hamlesidir lâedri olmak. İslâm kültüründe sanatçı ve fikir adamlarının -şiir yazan, hat yapan, eserler veren yazar, şair, hattat vb. gibi- eserlerinin altına kendi isimlerini yazmak yerine yapanı bilinmiyor manasına gelen Lâedri diye attıkları imzadır. Aslında birine ait olan ama kime ait olduğunu o an nakleden kişinin bilmediği eserlerin sahiplerine de lâedri denir. Yani anonim kültürümüz değerlerin paylaşımı, ortak değerler etrafında buluşma ve ortak insanlık ailesine doğru seyreden bir aşamayla gerçekleşir. Fakat anonim kültürün oluşumu ile lâedri’nin oluşumu birbirinden farklılık arz eder. Anonim halk kültüründe sanatçının adı sanı unutulur. Lâkin lâedri’de bilerek yapılan bir bilinmezcilik vardır. Birçok insan Lâedri adında bir sanatçının yaşadığını sanır. Hâlbuki bu isim yukarıda da arz ettiğim gibi yapanı belli olmayan bütün eserlerin altına atılan bir imzadır. Peki, bu sanatçılar, şairler neden kendi adlarını değil de lâedri kelimesini imza olarak seçerler? Neden bilinmemek isterler?

“Sanatçı, kendi egosundan vazgeçerek Allah ile mesafesiz bir yakınlık, ama Allah oluş ile kul oluş hâllerinin getirdiği kadar da sonsuzcasına bir firak çabasındadır. Lâedri ile sanatçı onu Allah’tan uzaklaştırabilecek olan egosunu ezer. Kendi “ben”ini Allah’a teslim eder. “Ben” Allah’tan koparsa hiçliğe mahkûm olur. Çünkü gerçek anlamda “ben” diyebilmek “ben”in bağlı olduğu küllî iradeye bağlı kabul edilmesi halinde yerine oturur. Varlığın esası ile bağını kuran “ben” ise değil dünyaya, evrene bile sığmaz.”1

Sanatçı nefsini terbiye eder. Çünkü imza atan sanatçı veya şair kendi benliğine teslim olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu bir bakıma her benlik değeri’nin kendini kanıtlaması, varlığını muhafaza etme mücadelesidir de! Çünkü her benlik değeri, özünde sadece kendisinin varlık sahnesinde kalmasını arzulayacak kadar narsistir. Ben'in ölümsüzlüğü, benlikteki gerilim halini devam ettirmenin, kendine güvenmenin, kendine saygı duymanın, kendine inanmanın, kendini muhafaza etmenin, kendini ispat etmenin bir yığın egoyu büyütücü malzemeye dönüşerek özel bir hayat felsefesine evirilmesiyle sağlanır. Biz ölümlü varlıklar bizi ölümsüz kılacak her şeye genelde açık olduğumuz için benliğimizden kurtulamayız. Çünkü niyetlerimizi ölümsüzlük istikametinde gerçekleştirdiğimizden benliğimizi aşamayız. Benlik, acımasızca nesnelere ve olgulara kendi damgasını vurmak ister. Onları kendi anlayışına uygun hâle getirebilmek için çalışır. İnsan benlikten sıyrılıp onu yaratıcısına teslim ettiği ve yaratıcısına teslim olduğu an benlik başlar. İşte Lâedri’de kişinin egosuna vurduğu sert bir yumruktur. Sonuç olarak lâedri ile sanatçı İnam’ın seziş ve bilgelik dolu tümceleriyle “Benlik aşılacak, benlikte; bizliğin de ötesine geçilecek, hiçlikten benliğe geçilecek!2

Burada önemli bir nokta da şudur ki, eserine imzasını atmamak veya Lâedri diye imza atmak özgürlüktür. Çünkü eser sahibi egosunun esaretinden kurtulmuştur.

Eski Bir Marka: Lâedri©

“Lâedri” ifadesinin kullanıldığı dönemleri ve bunu kullananları düşündüğümüzde karşılığını yaratıcıdan bekleme, “güzelse benden değil, benim değil” anlayışını ve o ince espride kendini gösteren gönül zenginliğini ayan beyan görebiliriz. Günümüzde ise bu olayın tam tersi cereyan etmektedir. İçinde bulunduğumuz modern kapitalist toplum, eserin içeriği ve işlevinden çok onun kapitale çevrilebilir yanıyla uğraşmaktadır. Hâl böyle olunca absürd söylemlerle telif hakkı diye koşturup duran, “bunu ben yazdım” diye avazı çıktığı kadar bağırıp gürültü kirliliği yapan sözde sanatçılar, fikir adamları türedi her bir yanda. Sanatçının derdi topluma iyiyi, doğruyu, estetik olanı göstermek yerine “benim eserim nasıl ‘best seller’ olur”a kadar vardı. Böylece günümüz insanı marka olmuş her sanatçının kaliteli olduğuna inanmaya başladı. Bu yüzden Yüzüklerin Efendisi kitabı, her hangi bir fikir kitabından daha pahalıdır. Hatta yüzüklerin efendisi kitabının yazarının her kitabının kaliteli, pahalı ve best seller olacağı da kesindir. Bu minvalde modern toplumun sanatçıyı imza atmaya zorladığı söylenebilir.

Sanatçının amacı insanları uyarmak, onlara estetik olanı göstermek, hayatı daha da güzel hâle getirmek, kul ile yaratıcı arasındaki bağı kuvvetlendirmektir. Lâkin sanatçı telif hakkının peşine düşmüş, kitabını en asgari fiyattan değil de anormal fiyatlardan satmaya başlamışsa eser amacından sapmış olur. Sanatçı nefsanî arzularının tutsağı olmuştur. Bir şeylere sahip olmak duygusu tipik bir benlik ihtiyacıdır. Bu benliğe sahip olmak tabiî bir durumken kastettiğim şey ecdadın bu tür bir benlikten Lâedri ile kurtulabilmesidir.

Neden ressamlar öldükten sonra yaptıkları resimler değerlenir? Çünkü artık onun resimleri ender hale gelmiştir ve kıt olan değerlidir. İşin ucunda para kokusu var. Bir an resimlerin altında hep Lâedri imzası olduğunu farz edelim. Bu durumda ne olabilir? Kıtlık olmaz. Çünkü lâedri isimli sanatçı asla ölmez. Resim fiyatlarını onun kalitesi, estetik duruşu, uyandırdığı hisler belirler. O zaman eser gerçekten anlaşılmaya başlanır. Hâsılı imza eserin kendisidir. Ortaya koyulan her sanat eseri, her şiir, her kitap kendi başına bir imzadır zaten. Sanatta, insana faydalının, güzelin, iyinin aktarıldığı bu süreçte, sanatçının da belli bir olgunluğu taşıması gerekir. Olgunluk bu yolda ilk merhaledir. Yaşanması icap eden iç yolculuk bazı mevzuların tali olduğunu betimler ki, lâedri yazmak da buna karşılık gelir.3

Lâedri Sadakası

Hz. Muhammed (s.a.v.) bir Hadisi Şerifinde şöyle buyurur: “Sağ elinin verdiği sadakayı, sol eli bilmeyecek şekilde gizli verin. Sadaka sadece para değildir. Kişinin tebessümü bile bir sadakadır. Sadaka insanlık için yapılan her türlü yardımdır. Hadisten yola çıkarak lâedri’ye farklı bir boyuttan bakalım. Sanatçı lâedri yazarak aslında riya yapmaktan da azat olur. Bu sağ elin verdiği sadakayı sol elin görmemesiyle eş değer bir durumdur. Kişi karşılığını tamamen yaratıcısından bekler. Bir yerde de mütevazılıktir lâedri. Fakat modern insan o kadar yozlaşmıştır ki bu mütevazılığa inanmaktan bile uzaktır.

Bu gök kubbenin altında söylenmesi gereken söylenmiş, yazılması gereken yazılmış, yaşanması gerektiği gibi de yaşanmıştır. Söz ettiğimiz incelikler ancak bu şekilde anlaşılabilir. Modern insanın hayali bile ecdadın inceliklerini anlamaktan uzak kalmıştır. Hayyam’ın rubaisi de ciltler dolusu yazılacak lâedri yazılarının dört satırda anlatımıdır.

Varlığın sırları saklı, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedi-kodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.4

Sinema Ve Lâedri

Sinemada lâedri kavramı nasıl kullanılabilir? Yönetmeni belli olmayan filmlerle karşılaşan modern insanın filme yaklaşımı nasıl olabilir?

1- Sadık Kılıç, Benliğin inşası, insan yayınları, istanbul 2000, s. 14.
2- Ahmet inam, Kaygı Gülü Açarken, Doğu Batı, yıl:2, sayı:6 1990
3- La Edri
4- Ömer Hayyam, Rubailer, 21. Rubai

4 yorum:

Adsız dedi ki...

şayet sinema başlıklı imajı siz yapmış iseniz, hayranlığımı kazandığınızı belirtmek isterim. ve bence bu, burada kalmamalı, tanıtmalısınız. eser başkasına ait ise, sahibine yönlendirmelisiniz bence bizi. gerçekten çok başarılı.

Adsız dedi ki...

yorum yapmıştım ama kayboldu galiba her nasıl olduysa.
açıkçası yazıyı değil de sayfanın altındaki çizimleri kastetmiştim.özellikle sinema budur başlıklı imajı. çizeri siz iseniz, paylaşıma açsanıza?

yasinguven dedi ki...

çizeri benim. paylaşıma açıktır. ama nerede kullanmak istediğinizi belirtirseniz sevinirim. başka çizimlerimde var lakin sürekli çizebileceğim iyi bir yayın bulursam verebilirim...

yasinguven dedi ki...

yasin_guven@yahoo.com adresine mail ile ula�abilirsiniz...