"Sadece kalemin yazıya dökemediği hayatın sorumluluklarıdır. Her ne kadar insan açıklamak istese de ne oldugunu bilemiyor. Toplumun insan için yüklediği sorumluluklar neler diye sorsalar sanırım bilmiyorum derdim. Biz aslında yaşamak istediğimiz dünyayı kendimiz kurguluyoruz. Kurguladığımız hayata daha sonra inaniyoruz. Hep sorumluluklar mi var peki hayatta? Bilmediğim bir dünyada devam ederken yaşamaya en çok yardımı kendimden ve hakikatten alıyorum.
Bir arayış aslında hayat... Ne olduğunu anlayamadığım ve ölene kadar anlamayacağım. Hayat bir var olma mücadelesi mi? Sorular dünyasının yumağında varlık amacının içine düşürdüğü ikilemler ve bu ikilemlerle ne yapmak isteğimi bilemediğim kararsızlıklar...
7 milyar insandan beni ayıran ne özellikler var. Bu dünya geçici ise varlik krizine girmemek elde değil. Her sabah kalktığımda hissettiğim bu dünyadan gideceksem neden çalışıyorum? Hiç olacak şeylere mi yoksa var olacak şeylere mi çalışıyorum? Sorular insanı sıkar, herkesin kaygılandığı bir dünya değil.
Yaşarken kimin için yasayacağının kararlarını sen vermiyorsun. Çünkü senin tercihin insanları hakikate çağırmak ise o zaman kendin için yaşayamazsın! Değil mi? Hayatın anlamı sadece seninle oluşmuyor! İnsanlara bir hayat kurguluyorsanız o zaman o hayatı en iyi sen yaşamalısın! Etrafınızdaki insanlar senden bir şey bekliyorsa nasıl onları bırakıp gidebilirsiniz. Bazen düşünüyorum da her şeyi terk edip bir küçük köyde yaşamak insanlardan uzak ama kendi benliğine yakın bir hayat... Ama...ama...ama..."
3 Şubat 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)