..salon da kiz ogrenciler yogunluktaydi.sual sorma hakkimi kullandim: _kizlarimiz cogunlukla ev kadini mi is kadini mi olmak istiyorlar? Hepsi birden su cevabi verdiler:''elbette is kadini olmayi istiyorlar''
_anneleri gibi olmak istemedikleri icin olmak istemedikleri icin is kadini olmak istiyor olmasinlar?diyerek sual sormayi surdurunce hic dusunmeksizin ''evet''diye karsilik verdi gozleri;dillerinde ise belirli belirsiz bir ''heralde''sozcugu vardi.
_kizlarimiz anneleri gibi olmayi nicin istemezler ki? Bu soru(n) hakkinda kimse konusmaya istekli olmadi.salondakilere bir vesileyle,tanrinin varligindan hic kuskulanip kuskulanmadiklarini sordum;susarak(!) cevap verdiler.dunyanin dondugunden hic kuskulanip kuskulanmadiklarini sorunca bu sefer 'hayir' demekten hic cekinmediler. Imanin mahiyeti degismisti.kusku metafizik alaninda guclenmis,fizik alaninda yokolmustu anlasilan.
_peki annelerinize ,annanelerinize Tanri nin varligindan hic kuskulanip kuskulanmadiklarini sorsak ne cvp veririler sizce? Musbet bir cevabin annelerin ve annanelerimiz icin mumkun olmayacagi hususunda ittifak vardi.hatta biri 'bizi sopayla kovalarlar' butun salon basti kahkahayi.
_dunyanin dondugunden yada gavurlarin aya cikip cikmadiklarindan kuskularini sorsak? Cevap kesindi.muhakkak kuskulanirlar. Hal boyleyken kizlarimiz neden anneleri gibi olmak istemiyorlardi aceba? Salona sessizlik cokmustu:zira herkez yorulmustu. Hepimiz bir dustuk artik;Philo-Sophia-loren haline gelen bir dus.
Ducane Cundioglunun Philo-Sohia-Loren kitabindan alintidir.
15 Nisan 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
23 yorum:
nedenmi hic bir kimse annesine weya babasina muhtac kalmamak icin we elerinden geldiyi kadar annelerine we babalarina yardim elerini uzaltmak istiyorlar we allah ömür werdikce de herzaman ayaklari üstünde kalicaklar hic kimseye muhtac durumunda kalmiycaklar.... Kübra Mizrak
Rızkı ne anne verir, ne baba verir, ne mesleğimiz verir ne de patron verir. Rızkı veren Allah'tır. İnsan insana muhtaç olmaz. İnsan oğlu yanlız Rabbine muhtaçtır. Eğer kaderimizde fakirlik yazılmışsa buna imtihan der sabrederiz. Fakirlik bir bela değil imtihandır. Hemde basit ve güzel bir imtihan. Zaten dücane hocamın yazısında kastedilen sizin zannettiğiniz şey değildir. Ben sadece yorumunuza cevap verdim. İnsan Rabbine yöneldikçe ayaktadır. Terkederse onu zaten düşmüş ve zelildir. Dua ile inşallah...
o amenla da tabi ki yinede bu dünyada yasandigimiz sürece ayakta durmam miz gerekiyor tabi kimse Allahini Kitapini Namazini Kuranini unutmiyor amenla herseyden önce onlari uyuguluyoruzu aamenla ve sadakna... KÜBRA
Kadının ve erkeğin anatomisine baktığımız zaman Allah'ın onları hangi fıtratla ve hangi görevlerle yarattığını anlarız zaten. erkek kaslı ve güçlü, kadın kassız ve anne olmaya müsait donanımla yaratılmıştır haddi zatında. erkeklerin göğsü olmadığı gibi kadınında güç gerektiren işlerde çalışmaya elverişli kasları yoktur. kübra kardeş biz hakikati aramalıyız. modernizmin bize dayattığı gerçeklerle yaşamamak için. vesselam
Tamam kardesim sakin yanlis anlama ben sadece fikrimi yazdim senle idasina gibi falan deyil ama anlasildi yani anliycan anladim ama ginede yasadin sürece ha kiz ha erkek ginede deysen birsey yok
mesela beyin rahatzis ozaman ne yapman gerekiyor ozamanda dewreya bayanlarimiz giriyor bu yüzden herzaman iki tarafli düsünmemiz gerekiyor...
Yaşam ihtimaller üzerine inşa edilmez ki. Eşin hasta da olabilir başka bir sorunda. bunlar ihtimaller. tek gerçek ölümdür. garanti yani. o yüzden kardeş planlarımızı bunun üzerine yapmalıyız. bilirsinki dedelerimiz yada ceddimiz soğan ve çorbayla doyarlardı. peygamber efendimizin evinde 3 gün üstüste hiç sıcak yemek olmamış. ama bir gerçek varki o da ölüm...
ya sen ne kadar güzel konusuyorsun yani acik konusmak gerekirse dorusu cok schasirdim cünkü senin gibi birisine ilk defa karsi karsiya geliyorum acik konusmak gerekirse cok güzel konusuyorsun we cok güzel zözlerin war hepsi beni okadar ilgilendirdiki neyse insallah herzaman oldun gibi kalirsin
Eyvallah... İnşallah olduğum gibi kalmam. yerinde sayıklamak kafirin işi bizler hep daha iyi olmalıyız öyle değil mi? Alim ve Amil olmak...
Dua ile
yazdigini tam olarak anlamadim benim biraz türkcem yarim tam anlamiyorum ... peki ne demek istiyorsun hep böyle kalmim demekle??... kübra
Yani iki günü aynı olmamak demek.Her geçen gün daha iyiye doğru evrilmek. Kaliteli insan olma yolunda her geçen gün bir adım daha ilerlemek. Bunun içinde okumak ve okuduklarını uygulamak...
bayraminiz bübarek olusun allah hayirli bayramlar we uzun ömür nasip etsin..ya sakin yanlis anlama ama sen neci oluyorsun yani ne töre gibimi yoksa daha farkli birseymi.. ila bu olunucak dendiyinde sende onu yapmak zorundasin gibi filan..
Peki erkeklere sorsak neden çalışmak istiyorsunuz? Artık makineler var, sanayi devrimi oldu insan gücüne ihtiyaç azalıp duruyor. Evde oturup namaz kılsınlar, mağaralara dağlara çıkıp halvete dursunlar tıpkı eskiden olduğu gibi. Yapmayın Yasin bey...
Kaldı ki örneğini verdiğiniz kaslı erkek olayı da her zaman gerçek değil, genel anlamda biz öyle görmek istediğimiz için öyle addediyoruz. %30 nispette kuvvetten zayıf erkekler olduğu gibi, aynı oranda fiziken güçlü kızlarda vardır. Ve günümüzde hamallıktır, demirciliktir vesaire kaba kuvvete dayanan işler hayli azalmıştır. Artık insanlar kafalarını çalıştırarak işlerini yapıyor ki ben bu noktada kadınla erkek arasında bir fark olduğunu düşünmüyorum.
Mucella hanım öncelikle bu tartışmaya katıldığınız için memnun oldum. Neden çalışmak istiyorsunuz sorusunu neden çalışmanız gerekli şeklinde düzeltmek isterim. Allah u Tealanın kurduğu sistemin bir özelliğidir bu. Eğer O sistemde çalışmadan kazanç elde etme yolunu uygun görseydi çalışma denilen bir kelimeyi kullanmıyor olacaktık. Kadının evde oturup erkeğin çalışması gerekiyor diye bir söylemim olmadı. Mubah sınırları çerçevesinde her dileyen her dilediği işte çalışmakta serbesttir. Fakat benim âcizane fikrimi sorarsanız eğer; bir kadın eşine güçlük çıkarmadan, onun getirdiği rızka kanaat edip, fazlasın da gözü olmadan evinde çocuğunu yetiştirmenin daha onurlu bir vazife olduğunun bilince de olması bence asil ve zarif bir davranıştır. Anne sevgisiyle büyümesi gereken yaşlarda o minicik yavrular neden Anaokuluna gider? Anaları olmadığından mı acep? Siz yavrunuza ayırmakla yükümlü olduğunuz saatleri işyerinde geçirmekten haz alıyorsanız eğer benim size sözüm olamaz. Annenin hamilelik sürecinde anne vücudunda çocuğuna karşı muhabbetinin artması için bir sıvı salgılandığı da ispatlanmıştır. Hangi insan evladı –buna baba da dahildir- çocuğunu annesinden fazla sevebilir? Anaokulu öğretmenlerimi? Yapmayın Mucella hanım…
Kaldı ki örneğini verdiğim kaslı erkek olayına siz analojik olarak mı yaklaşıyorsunuz yoksa tümdengelimci yada tümevarımcı mı yaklaşıyorsunuz anlayamadım.
Tarihte hiçbir kadın mağaralarda halvete durmamışlardır. Kadınların itikaf mekanı evlerinde kullandıkları müsait bir odadır! Hiçbir erkekte eşini evde hapsetme hakkına sahip değildir. Aynı frekanstan konuşmuyoruz… Ben kastınızı anlamadım!
Sosyalist söylemle başlayıp, bir zühd sistemi olan tasavvuf ile devam ettirdiğiniz ve kapitalist bir söylemle nihayete erdirdiğiniz yorumunuzdan nereye aidiyetiniz olduğunu anlayamadım. Daha açık ve net konuşursanız eğer ben de ona göre size ya Kuran ve Sünnetten, ya das capital’den veyahut ta Adam Smith’den örneklerle açıklama yapmaya gayret ederim?
Allah sizi sevsin, Kullarına da sevdirsin…
Sosyalist, kapitalist yahut dini bir bakış açısına mı sahip olmam gerekiyor illa. İnsan pekala da kendi aklına uygun olanı, kendi düşüncesine uygun olanı bulup o minvalde yaşayabilir. Bu sebeple, bana itham ettiğiniz aidiyet sorusunu yadırgıyorum. Biz bu aidiyetlerden çok çektik. On yıllardır ülkemde kavga gürültü çatışma varsa; bu bir türlü birey olmayı/insanı mutlu etmeyi öğrenemeyip kamplaşıp-bir cemiyete sıkı sıkıya kafamızı gözümüzü kapatarak sarılmamızla ilişkili diye düşünmekteyim.
Dücane beyin yazısı ve sizin görüşünüz açıkça gösteriyor ki; kadınlarımızın iş kadını olması pekte hoş birşey değildir. Onların yeri evleri, kocalarının yanıdır, düşüncesi içerisindesiniz. Pek çok İslami hatta genişletirsek ortadoğu kaynaklı dinlerde olduğu gibi. Bu yanılgı, güne direnme yüzyıllardır İslam dünyasında var olduğu için hep geri kaldılar. Ve şu anda Batılı gelişmiş devletler tarafından her yönden sömürülüyorlar.
Bunu anlamak zor değil, kadını ötekileştirmek niye? İnan ki; biz kadınlar siz erkeklerden farklı değiliz. Bizlerde çalışabilir, hatta pek çok meslek kolunda erkeklerden de daha verimli olabiliriz. Bizi karnımızda-elimizde çocukla evde görmek istemek neden? Peygamberimizin eşi Hatice tüccardı. Şimdi tüccar bir kadın görsek, sizin yeriniz kocanızın ve çocuklarınızın yanı mı diyeceğiz?
Kadınlar sizin çalışma ve çalışmama koşullarınızla ilgili birşey söylüyorlar mı? Erkekler aşçılık/öğretmenlik/muhasebecilik işlerinde çalışmasınlar onların yeri taş kırmaktır diyorlar mı? Nedir bu sizin gibi olmayanları ötekilerştirme ve uzak tutma çabası? Çok üzücü...
yutubda gezerken santur diye bir çalgı ile karşılaştım.inanın hayran kaldım.elinize yüreğinize sağlık yasin bey.bu aleti nasıl öğrenebiliriz bilgi verirmisiniz?daha sonra yutub sayfanızdan bloğunuza uzandım güzel yazılarla karşılaştım.la edri yazısına bayıldım.bir çeçen kızı oarak melankolinin 3 odası yorumuylada gurur duydum.filmi seyretmediğim içinde üzüldüm.Allah elinize kolunuza aklınıza sağlık versin.derken burada bir tartışmaya şahit oldum.çok güzel konuşmuşsunuz.çok güzel açıklamışsınız.örneklerinizde gayet net ve güzel.başka yazılarınız varmı?sürekli yazdığınız bir yer varmı?
mücella hanım sanırım yasin beyi anlayamamışsınız.sinirli birisiniz heralde:)))bir garezi var heralde demekten kendimi alamadım:)))yasin bey santur dinletisi ve yazılarınız için tekrar teşekkür ediyorum.kullandığınız bir msn adresiniz varsa ve vermenizde bir sakıncası olmazsa verirseniz memnun olurum.özel birkaç sorum olacak.hoş kalın.
s.a. Mücella Hanım;
Sizi beni anlamamakta ve/veya anlayamamakta pek bir ısrarcı görüyorum. Sebebini anlamak istemediğim lakin gayet iyi anladığımı düşündüğüm bu sert tavır ve üslub sanırım sizin için bir klasik olmuş! Dücane hocamın yazısını ve benim yorumlarımı dikkatle ve de rikkatle okursanız beni ve hocamı daha iyi anlama ihtimaliniz inşallah artacaktır! Görüldüğü üzere Dilruba Hanım da bana hak vermiş görünüyor. Anlayacağınız karmaşık tavrınızı fark eden bir tek ben de değilim! Bu girişin ardından değindiğiniz noktaları cevaplamaya çalışacağım. Eğer kalbinizi kıracak olur isem veyahut hakkınıza girersem hakkınızı helal ediniz…
1- İnsan illa ki bir bakış açısına sahip olmalı mı? Evet Mücella Hanım, insan buna bal gibi de mecburdur! Bakış açılarımız kimliğimizi belirler ve şekillendirir. Olguya vahyin penceresinden bakar isek şöyle söylemek lazım gelir. 2 perspektif vardır. Birisi Kuran ve Sünnet merkezli bakış açısı, diğeri ise Kuran ve Sünnet merkezli olmayan, bunların dışındaki tüm bakışlardır. Yani Hak ve Batıl… Bu batılın içinde de komik bir güruh vardır. Bu güruh ait olduğu safı hala bulamamış, ne söylemlerinden, ne ideallerinden, ne de yanardöner ikiyüzlü yaşantılarından bir sonuç çıkaramayacağınız o güruhu hemen tanırsınız zaten. Gizlenmeyi, takiyeyi ilke edinmişlerdir ve sorduğunuz sorulara soruların cevabı hariç her türlü mavalı okurlar. Sonuç olarak o güruhun mensuplarını tanımak size hiçbir şey kazandırmaz. Hatta genellikle vakit kaybına sebebiyet verirler. Ne düşündüğünü bilmediğiniz bir insanla ne paylaşabilirsiniz ki? Zatı âlinize safını sorduğum da zorlanmadan Müslüman’ım hamdolsun, ırkçıyım, milliyetçiyim, solcuyum, ılımlı İslamcıyım v.s. gibi söylenmesi kolay bir cümle kurabilseydiniz ne ben ne de siz zorlanırdık! Hale kendi safınızı bulamamışsanız eğer yazacaklarım daha önceden yazdıklarım gibi hava da kalacaktır… İnşallah faydalı olurum deyip devam ediyorum. Demişsiniz ki; insan pekâlâ da kendi aklına uygun olanı, kendi düşüncesine uygun olanı bulup o minvalde yaşayabilir. Bu cümleniz bir önceki cümlenizdeki bir bakış açısına sahip olmam mı gerekiyor illa sorunuzun cevabıdır! 3. cümlenizdeki yadırgayışınız da size yol, su, elektrik olarak geri dönmüş oluyor.
Ardından ülkemde on yıllardır kavga gürültü var demişsiniz ve devam etmişsiniz… Ben ülkeci ya da milliyetçi değilim. Bu ırkçılık ve milliyetçilikten sebep uzunca bir zamandır çok sıkıntı çektim hala da çekmekteyim. Beni boşveriniz ümmet çekiyor! Son tahlilde ümmetçiyim kardeş. Bu rahat ülke de rahat bir tarafına batan şımarık İslamcıların timsah gözyaşları beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor! Ne eşinin başına 500 Euro’luk örtü taktırıp Hz. Ömer olduğunu sanan başbakan, ne tesettürle uzaktan yakından alakası olmayan kapalılıkları ile politikacı eşleri, kızları ve gelinleri, ne belediye rantlarından nemalanan İslamcılar, ne zühd üzere kurulduğunu iddia edip holdingleşme yarışına giren tarikat ve cemaatler, ne mutfakları zücaciye dükkânına dönen İslamcı aileler, ne yemekten buzdolobları kapanmayan ama hala açız diye ağlaşan yurdum İslamcıları beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Zaten belalarını da bulmuşlar! Beni Irak’ta amerikalı teröristlerin direğe bağlayıp karşısında karısına tecavüz edilen eşi seyrettirilen adam ve onun ırzına geçilen karısı ilgilendiriyor! Beni Afgan köylerinde yaşları 6–14 arası olan ve kamyonlara doldurulup sübyancı ABD komutanlarının ırzına geçtiği ve köylerine döndürülürken ellerine 10 dolar sıkıştırılıp fahişe muamelesi yapılan etekleri kanlı kız çocukları ilgilendiriyor! Beni Kafkasya’da kâfir rus’un 3 çocuklu Müslüman anneye ya birini seçersin onu öldürürüz ya da seçemezsen hepsini öldürürüz dediği anne ve 3 çocuğu ilgilendiriyor! Beni sırf ümmetin tembelliği, bencilliği ve şımarıklığı yüzünden Açe’de tsunami’de Taylandlılarca kaçırılıp Tayland da sex kölesi yapılan ve çocuk pornosuna müdahil edilen binlerce Açe’li, Endonezyalı Müslüman çocuklar ilgilendiriyor! Beni guantanamo da zorla birbirleriyle ilişkiye girdirilen Müslüman erkek kardeşlerim ilgilendiriyor! Benim bir yanım Irak, bir yanım Filistin, bir yanım Afganistan, bir yanım Kafkasya, bir yanım Doğu Türkistan, bir yanım Özbekistan, bir yanım Arakan, bir yanım Patani, bir yanım Moro, bir yanım Filipinler, bir yanım Sudan, bir yanım Somali, bir yanım Tacikistan olmuş durumda… Beni şımarık Türkiyeli İslamcılar hiç ama hiç ilgilendirmiyor!
2- Mücella Hanım; Dücane hocamın yazısını da benim Kübra hanımla gayet güzel giden yorumlarımı da maalesef anlamamışsınız! Ben kitapları, makaleleri yazanların o yazıları okuyan insanlar olduğunu düşünürdüm ve bu düşüncem iyiden iyiye sayenizde kuvvetlendi. İnsanı maymuna benzeten zihniyet gibi her şeyi görmek istediği şekilde görmeye çalışanlardan bahsediyorum. Dücane hoca yazısında mükemmel bir mantık dersi veriyor. Anlatmaya çalıştığı şey kadın ya da kadının çalışmalı mı, çalışmamalı mı sorunsalı asla değil! Ciddi bir inanç dersi var. Kendine yalan söylemeyi ilke edinmiş, ilmi sadece cehaletini almış fakat eşekliği baki kalacak olan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çabalayan modernizmin ürünü modern Müslüman’a ya da insana sağlam bir tokat atıyor. Ben fakirde hemen hemen aynı şeyi yapmaya çalışıyor ve de modern dünyada varlık ve sosyal yaşam alanı krizine giren kardeşime nefes aldırmaya çalışıyorum!
Hülasa; ne Dücane hocamın ne de ben denizin yazdıklarından kadınlarımızın iş kadını olmasını yadırgar bir sonuç çıkmaz. Çelişkiler yumağına dönen hayatımızı fark ettirebilmektir derdimiz, gayemiz… Evet, kadınların yeri kocalarının yanıdır. Lakin bu sayan ve seven bir koca ise… Eşinden gizli internet sitelerinde ya da sosyal hayatta fink atan kocanın yanı değildir. Ev meselesi: ev de hapsedilmeye ben de karşıyım. Fakat sınırı aşan sosyalleşmelere daha fazla karşıyım. Sağdan soldan ya da internet ortamlarından kendine mahrem arkadaşlar edinmenin doğruluğunu bana Kuran ve Sünnet ışığında ispatlayabilir misiniz? Kadın, kadın dostları ile erkek erkek dostları ile sosyalleşebilir! Fakat fenomene aynı anlam ışığında bakmalıyız! Ayrıca siz İslam’ın kadınları eve hapseden bir din olduğunu iddia edip ardından Hz. Hadice annemizin tüccar kimliğini ön plana çıkarmaya çalışmışsınız. Bu ne tezattır? Şüpheniz olmasın ki, İslam dünyası iddia ettiğiniz saçma ve asılsız sebepten geri kalmadı! İslam alemi son yüzyıldır geriliyor. 1300 yıl kral bizdik dünyada unutmayın! Olay ve olgulara geniş perspektiften bakmanızı tavsiye ediyorum. Sıratı-ı müstakim’den ayrılan İslam alemi gerilemeye illa ki, mahkumdur. Ve dahi ümmet bilincini, kardeşlik bilincini, diğergamlığı oturtmadan yaşantımıza ilerlemenin İ’sini göremeyeceğiz!
Müslümanların batılı gelişmiş ülkelerce sömürüldüğünü iddia etmişsiniz. Öncelikle şunu biliniz ki; Müslümanlar sadece hak ettiği ile muamele görüyor. Sizin Irak’ta, Kafkasya’da, Afganistan’da, Filistin’de, Moro’da, Patani’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da, Özbekistan’da, Tacikistan’da, Azerbaycan’da, Somali’de, Sudan’da vb. kardeşleriniz diri diri doğranırken kılınız dahi kıpırdamıyorsa o zaman başımıza geleni hak ediyoruz! Hiç öyle batıyı yüceltmeye gerek yok. Batılı devletleri gelişmiş görüp gözünde büyüten sizsiniz. Onların gelişmişliğini ben size açıklayayım. Bir çocuk gelişir, gelişir, gelişir… Ve sonunda 15 yaşında 100 kg olursa buna gelişim denilir mi? Obezitedir bunun adı. Batı aynı bu çocuk gibi hastalıklı bir gelişim için de ve obezite olmuş durumdadır. Sırtını ümmete, yüzünü batıya dönmüş her Müslüman batıyı gelişmiş zannetmekten kaçamayacaktır!
Kadını ötekileştirmediğimi(zi) herhalde anlamışsınızdır? Kadınların erkeklerle bir farkı olmadığını düşünmüyorsanız da siz bilirsiniz… Kadın dilerse çalışabilir. Öğretmenlik mi yapıyorsunuz bilemem ama size serbest çalışmak…!
Çalışan Müslüman kadınlara örnek olarak Hz. Hadice annemizi vermişsiniz. Siz Hz. Hadice annemizi günümüz tüccar esnafı ile karıştırıyorsunuz! O sabah erken kalkıp kepenk açan biri değildi! Sanırım eski eşlerinden kalan mirasla ticaret yapmaya çalışan bir sermayedardır. Ticareti kendi yapmıyor. Yakın erkek akrabaları aracılığı ile yapıyor. Anlayacağınız ticaret kervanının önünce giden biri değil. Bilakis evinde oturup sermaye işleten birisidir! Ayrıca koca İslam aleminde nedense feminist İslamcı kadınlar yanlış bilip, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışıp işlerine geldikleri gibi anlamak istedikleri Hz. Hadice annemize odaklanıp Efendimiz (S.A.V.)’in diğer hanımlarını ve kızını nedense görmek istemiyorlar. Kızı da, diğer hanımları da evde ev hanımlığı yapıp ilim tahsil ediyorlardı. Siz bana İslam aleminde hanım sahabe, tabiin ve sonrasında örnek Müslüman şahsiyet bayanlardan 10 değil, 5 değil, 3 değil, 2 değil, 1 tane çalışan kadın söyleyebilir misiniz?
Karnında-elinde çocukla evde görünmeyi aşağılanma olarak görüyorsanız şunu hakkıyla biliniz ki; bence çok komik görünüyorsunuz! Ötekileştirme budur işte! Size aşağılanma gibi gelen portredeki kadının ayağının altında cennet var!
Kadınların ciddi bir kısmı erkeklerin çalışma koşullarına bence meraklıdır. Dünyada cennet hayatı yaşayabilmenin gerekliliği sanıyorlar bunu. Cebinde para olsun ister dinci olsun ister dinsiz, ister 15 yaş büyük olsun ister 30 yaş, ister kör ister topal olsun hiç fark etmez alaka kuramadım demeyiniz! Kurun bence. Korkmayın bundan!
Selametle...
Merhaba Dilruba Hanım;
Öncelikle teşekkür ederek başlayayım. Ben santuru irandan getirttim. Ve kendim öğrendim. Bildiğim kadarı ile Türkiye’de santur kursu yok. Çalmasını bilen insan sayısı da çok az. Belki çalmasını bilen birini bulup özel ders alabilirsiniz. Ben özel ders vermiyorum! Her ülkenin kendine has santuru vardır. Benim çaldığım santur iran santurudur. Canlı dinlemek çok daha güzeldir. Kayıtla arasında dağlar kadar fark vardır.
Yazılarla ilgili de tekrardan teşekkür ederim. Melankolinin 3 odası her Müslüman’ın seyretmesi gereken bir belgesel filmdir. Fakat yazıyı Çeçen ya da Çerkezler için yazmadım. Irkçılıkta tavan yapar bu Çerkezler fakat Kafkasya’daki savaşı bilmezler dahi. Umurlarında da değildir. Çoğu atalarından kalan Çerkezlik kanına Yahudilerin yaptığı gibi yücelik atfederler. Benim derdim savaşan kardeşimdir. Gözyaşım onadır!
Kardeş başka yazılarım var. Hala da yazıyorum. Fakat yayınlayıp yayınlamamakta kararsızım. Yazılarımı Allah rızası için yayınlamaya karar verirsem yayınlarım. Yok derdim nefsi tatmin ve küçücük de olsa bir şöhretlik derdiyse yayınlamayacağım. Meşhur olma sevdası sarmış durumda dört bir yanımızı. O yüzden önce kendi içimde bu sorunu aşmalıyım. Eğer aşarsam;
Etrafımda ilmi geniş, çoğu gazete yazarlarına kök söktürecek arkadaşlar var. Onları da dahil edip güzel bir gençlik hareketi adına bir internet sitesi kurmayı planlıyoruz. Fakat hayırlı bir işe niyetliyim. Eğer niyetim erken gerçekleşirse site mite yok! Niyetim uzarsa gerçekleşene kadar yayın hayatında olabiliriz. Eğer niyetim olmazsa (inşallah hayırlısı ile olur) benden çok hüzünlü hikaye dinlersiniz…
Bayanlara msn adresi vermiyorum. Sakıncası oluyor! Fakat önemli ise sorunuz yasin_guven@yahoo.com mail adresine mail atarak soru sorabilirsiniz.
Allah sizi sevsin, kullarına da sevdirsin…
Yazık ki, hala İslamcı-Laikçi-Sağcı-Solcu yapmaya çalışıyorsunuz insanları. Bu düşünce sistemlerinin, kalıpların dışında da hayat olduğunu ve bahsettiğiniz her birinin bir dolu hatalı görüşlerinin olduğunu düşünüyorum kanaatimce. Bu sebeple İslami düşünce de dahil olmak üzere bu insanlar tarafından oluşturulmuş kalıplara bağlı değilim. Bunu da aidiyetsizlik olarak görmüyorum. Bİr yere ait olmak zorunluluğu da hissetmiyorum. Ait olup diğer fikirlere karşı siper kazacağıma, her düşünce sisteminin doğruları ve yanlışları olduğunun bilincine varılmasını istiyorum.
Yazık ki, yazınız tamamen cerbezeden ibaret. Müslümanların yoğun yaşadığı coğrafyalardaki binbir türlü hali sıralayıp onlar için ah ettiğinizi yazmışsınız. İşte İslamcı geçinenlerin en büyük handikapı, sadece kendilerinin mazlum olduğunu düşünüyorlar. Oysa bırakın yurtdışını; yurtiçinde bile türlü gruplar ayrımcılığa ve zulüme uğruyorlar. Aleviler, kürtler, eşcinseller bu gruplardan sadece bir kaçı. Ama İslamcı camia sadece kendisini görüyor ne yazık ki.
Dücane Bey ve ben şöyle demek istiyoruz, işte böyle demek istiyoruz deyip te; gidip kadının yeri kocasının yanıdır. Beşiğinin bekçisidir, mealinde onlarca kelime... Hz. Hatice evinden yürüttü kocaman kervanları, Hz. Rabia hizmetçilik etti. Hizmetçi olsun kadınlarımız. Ama erkek görmesin. Erkekler görünce onlar için kötü olur. Taciz edilir, erkek günaha girer, kadın duygusaldır hemen ağlar. Ne acıklı bir düşünce yapısı... O zaman biz ne için üniversite kapılarında başörtüsü için eylem yaptık. Ne için başörtülüler meclise girsin diye seçtik. Nasıl olsa, emzirecek bebek bakıcam erkek donu yıkayacak kadınlar. Avukat olup, evde kocasının yolunu bekleyecek. Yazık çok yazık. Saplantılarınızdan arınıp, özgür düşünebilmeyi başarabilseydiniz keşke. Size tavsiye edebileceğim bir yazı gönderiyorum, umarım okursunuz.
http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=362
selametle mücella hanım...
yolun açık olsun kardeşim.sizin gibi güzel insanların varlığı umutlandırıyor bizleri.yorumlarınızı defalarca defalarca okudum.ellerinize sağlık kardeşim.Rabbim elini bırakmasın.
hattab
işte "modern hayat"ın müslüman kadınlarına getirdikleri! ya da götürdükleri mi desek..
anlayamadığım tek nokta nedir bu kadınların çalışma sevdası? "iş kadını olurum,ayaklarımı yere basarım olmazsa boşanırım v.s " söylemleri hiçte samimi değil bilsinler ki feminizm akımlarına bulaşmadığını düşünen ama sempati duyan kişilerin sonucu böyledir bunu da bilsinler..
aslında feminist müsveddeler sevinmeliler en sonunda müslüman kadını da ele geçirdiler,gözleri aydın..
şu bir gerçek ki müslümanların en büyük hatası Kur'ana başvurmamaları.. hayatını şekillendiren, derleyip düzenleyen, RAB lerinin sözünü hayatlarına geçirmediklerinden o boşlukları doldursun bakalım feminist akımlar,ortantalist söylemler..
son olarak Yasin kardeş söylediklerine karşı çıkanlar elbette olacaktır.. davanın Hak olduğu o zaman anlaşılacaktır. tıpkı Asr-ı Saadet'in mimarı(s.a.v) gibi..
O'na neler olmuştu? samimi müslümanların en büyük örneği..
Rabbimiz dinini koruyacak ve tertemiz müslümanlarına korutacaktır..
vesselam
selaminaleyküm.
hafiz Hocam yazdiklarinizi bastan sonuna kadar okudum ve bu yazdiniz sözlerde cook haklisiniz hocam...
kadına da erkeğe de yüklenen vazifeler muhteliftirler
işte tamda budur onları kendi içlerinde özgün kılan şey
kendi vazifeleri nisbetince aynı hedefe hizmet ettiklerinde bu farklılık onları birleştiren bir unsur olacaktır
bu noktada şu ayeti anmadan geçemem
"Ve Allah'ın bazınızı, bazınıza üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin (istemeyin). Erkekler için kazandıklarından bir nasip vardır ve kadınlar için de
kazandıklarından bir nasip vardır. Ve Allah'tan, O'nun fazlından isteyin. Muhakkak ki Allah, herşeyi en iyi bilendir."
o halde kimse kimsenin sahasına göz dikmesin herkes üzerine düşeni yaptığı takdirde ortada zaten tartışacak bir konu da kalmayacaktır
emin olun
kişi kendisine dayatılana karşı savunma geliştirirmiş ama dayatılacak şeyi özendirerek sunduğumuzda baskıya filan gerek kalaz çünkü böyle bir durumda değişim talebi kendiliğinden oluşur
işte bugün da kadını kullanmak için baskı yolunu değil özendirme yolunu seçiyorlar ki işe de yaramadığı söylenemez öyle değil mi
ve netice de dış dünya da çalışmaya özendirilen kadın en çok üzerine eğilmesi gereken şeyi, evini ve çocuklarını ihmal ediyor
eğer ihmal etmeyeceğinizden emin iseniz çalışın[tabii halal dairede]
ama bu işin asıl vazifeyi ihmal etmeden yürüdüğüne şahsen pek şahit olamadım
neyse illa ki çalışacam diyosanız bu noktada asıl sorun çalışma isteğinizde değil çalışma isteğinizin nasıl ve neye göre şekilleneceğinde birilerinin değerlerine göre mi yoksa inandığınız değerlere göre mi? en azından bunu cevaplayın herşeyden önce
Yorum Gönder